YaÄŸmura Vuslat…!
YaÄŸmura Vuslat…!
Yağmur, hatırlatır bana sensizliği,
KavuÅŸma arzusu ile yanarken.
Gözlerinden akan damla misali,
Kalbime tek tek düşerken.
YaÄŸmura Vuslat…!
Yağmur, hatırlatır bana sensizliği,
KavuÅŸma arzusu ile yanarken.
Gözlerinden akan damla misali,
Kalbime tek tek düşerken.
Sana İçerim
Rahmetin herşeyi kuşatıyorken
Sevgiliden,meyden nasıl geçerim
Sende bu merhamet bu rahmet varken
Zem zem’i ÅŸaraba katıp içerim
Var Mı Be Vuslat Gibisi
Yanıktır sesi ozanın
Tınlatır sazı demir parmaklık
Dert döker kurt döker doksan dokuzluk
Hasret kokar iki arşın çarşaf kuru soğan
Yayılır kokusu iliklerime kadar
Ta derinden ta sılaya
Süphan’ın daÄŸ muzunun yumuÅŸanın
Var mı be vuslat gibisi
Gidiyorum…
Gül yüzlüm,
Gökyüzüne mor bulutlar asılmış,
Dağlarımı tipi, boran almış!
Sular çekilmiş gölümden
Gidiyorum!
Seng-i Musalla
Ne ben mecnunum.
Nede sen leyla.
Bir ömür geçirmiştik, birarada.
Berduş günlerin, sarhoş gecelerinde.
Ağla yüreğim,
Sen ağla hicranıma.